Türk siyasi yaşamında önemli bir yere sahip olan tarikatlar ve cemaatler, Prof. Dr. Barış Övgün’ün son değerlendirmelerine göre, iktidar ve muhalefet partilerinin ortak stratejileriyle giderek güçleniyor. Övgün, yaptığı açıklamalarda bu yapıların toplumda ve siyasi arenada nasıl bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Ona göre, bu örgütler, seçim dönemlerinde adeta bir ‘al ve ver pazarlığı’ alanı haline geliyor ve siyasi güçler arasında görünmez bir köprü görevi görüyor.
Prof. Dr. Övgün, Türkiye’de bu ilişkileri kökten sona erdirecek gerçek anlamda bir siyasi iradenin bulunmadığını ifade ederek, mevcut durumun derin bir probleme işaret ettiğini belirtti. Bu yapıların, siyasi karar alma süreçleri üzerindeki etkisinin, demokratik denge ve güvenliği zedelediğine vurgu yaptı. Yüksek düzeyde organize olmuş bu teşkilatların, toplumun farklı kesimlerine nüfuz etmesiyle, devlet ve toplum arasındaki sınırların bulanıklaştığını dile getirdi.
Ünlü akademisyen, toplumun geleceği ve demokratik sistemin sağlıklı işlemesi açısından, bu ilişkilerin şeffaflığa kavuşturulması ve önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, politikacıların ve sivil toplumun ortak hareket etmesiyle, böyle yapısal sorunların üstesinden gelinmesinin mümkün olabileceğine inanıyor. Bu bağlamda, siyasi iradenin, halkın iradesini koruyacak ve güçlendirecek adımlar atması önem taşıyor. Prof. Dr. Övgün’ün görüşleri, Türkiye’de dini ve siyasi yapıların karmaşık ilişkilerini yeniden sorgulamaya sevk ediyor.
