Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Golden Global Yatırım Bankası’nın sahip olduğu büyük öneme sahip hisselerle ilgili önemli bir karar aldı. Buna göre, bankadaki toplam yüzde 99,98’lik hissenin temettü dışındaki ortaklık haklarının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesine karar verildi. Bu karar, özellikle bankanın finansal yapısında yaşanan ciddi likidite sorunlarının ardından alınmış olup, bankanın faaliyetlerini sürdürebilmesi ve sistemdeki gücünü koruması açısından önemli bir adımı temsil ediyor.
Resmi karar belgelerine göre, 16 Eylül 2026 tarihli ve 11569 sayılı kararnameyle, bankada önemli paylara sahip kişilerden Emir Kaya’ya ait yüzde 53,98, Salih Berberoğlu’na ait yüzde 32 ve Recep Kaba’ya ait yüzde 14 oranındaki hisselerin ortaklık hakları TMSF’ye bırakıldı. Bu haklar, temettü dağıtımı dışında kalan ve şirketin ortaklık yapısındaki yönetsel ve karar alma yetkisini içeren haklar olarak tanımlanıyor. Bu gelişme, bankadaki hisselerin doğrudan devrini değil, yalnızca ortaklık haklarının kullanımını düzenliyor ve böylece bankanın likidite durumu ve yönetim yapısı üzerindeki kontrol mekanizması yeniden şekilleniyor.
Hatırlatmak gerekirse, bu gelişmelerden önce bankanın İran bağlantılı faaliyetleri nedeniyle uluslararası alanda yaşanan gerilimler ve yaptırımlar, bankanın finansal ve operasyonel süreçlerini olumsuz etkilemişti. ABD Hazine Bakanlığı’nın ilgili kurumları, Golden Global Yatırım Bankası’nın İran’a ilişkin işlemleri kolaylaştırdığı iddiasıyla bankayı SDN listesine eklemişti. Bu liste, ABD tarafından yapılan yaptırımlar kapsamında olan kişi, kurum ve kuruluşların mal varlıklarına erişimi engelliyor ve işlem yapmalarını kısıtlıyordu. Buna rağmen, bankanın faaliyetlerini sürdürme yönünde alınan bu yeni karar, Türkiye’nin finansal istikrarını koruma ve uluslararası yaptırımların olası etkilerini azaltma çabalarının bir yansıması olarak görülüyor. Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarına göre, bankanın şu anda uluslararası ödeme sistemlerinden (SWIFT, EFT) çıkarılmasıyla birlikte, finansal operasyonları ciddi anlamda kısıtlanmış durumda. Şimşek, bu gelişmelerin uluslararası ilişkilerden bağımsız bir şekilde, Türkiye’nin finans sektörünün sürdürülebilirliği ve düzenli işlemleri açısından önemli olduğunu vurgulamıştı.
